Prostat Kanseri Nedir?

prostat-kanseriProstat kanseri, erkeklerde bulunan prostat bezinde oluşur. Prostat bezi, mesanenin tam altında ceviz büyüklüğünde bir bez olup, meni sıvısının yapısına katkı sağlar.

Erkeklerde, akciğer kanserinden sonra en fazla görülen ikinci kanser türüdür. Prostat kanserinin bazı tipleri, yavaş gelişme gösterir ve ciddi zararlar vermeyebilir. Ancak bazı türleri, özellikle genç yaşta başlayanlar daha agresif olup, hızlı bir şekilde yayılabilir.

Prostat kanseri, 50 yaş üzeri erkeklerin önemli sayılabilecek miktarının etkilendiği ciddi bir rahatsızlıktır. Yaş ilerledikçe etkinliği daha da çoğalır. Genellikle, yavaş ilerleyen bir kanser türü olarak kendini gösteren bir rahatsızlık olup, bulguları, ancak ileri evrelerde anlaşılabilir. Bu hastalığa sahip olan erkeklerin belli bir kısmı, hastalıkla birlikte yaşayıp, farketmeden, başka nedenlerden ölürler.

Diğer taraftan, prostat kanserinin giderek ilerleyip, kanserin bu organın dışına taşmasıyla, tehlike çok artar. Prostat kanserinin ilk evrelerinde, hastalığın prostat dışına taşmadan tedavi olanağı daha yüksektir. Ama kanserin, prostat dışına (kemikler, lenf nodülleri ve akciğerler) taşmasıyla, tam iyileştirme gerçekleşemezse de, uzun yıllar kontrol altında tutulabilir. Son zamanlarda, bu hastalıkla ilgili tedavilerde sağlanan bir takım gelişmelere paralel olarak, yayılmış prostat kanserlerinde, yaşam süresi beş yıl veya daha çok olarak uzama şansı bulmaktadır.

Bazı erkekler, ilerlemiş prostat kanserine sahip olmalarına karşın, normal bir yaşantı yaşarlar ve örneğin, kalp hastalığı gibi diğer nedenlerden ölürler.

Prostat Kanserinin Nedenleri

Bu kanser türü ağırlıklı olarak, yaşlı erkekleri etkiler. Vakalar, yaklaşık % 85 civarında 65 yaş üstü erkeklerde kendini göstermektedir. Ailesinde prostat kanseri geçmişi olan kişilerde, olasılık artmaktadır. Günümüzde dahi, prostat kanserinin oluşma nedenleri tam bir kesinlikle bilinmemektedir. Kişinin diyet sistemi, önemli etmenlerden birisidir. Yağlı kırmızı et yiyenlerde, risk yükselmektedir. Yine yüksek sıcaklıkta pişirilen etler de bu kanser türünü artırmaya katkı yapabilecek bir takım yanma ürünleri meydana getirir. Hastalık bu verilere bağlı olarak, et ve mandıra ürünleriyle ağırlıklı beslenen ülkelerde, pirinç, soya fasülyesi ve sebzeyle beslenenlere göre çok daha fazla yaygındır.

Hormonlar da, bu hastalıkta önemli bir rol oynar. Özellikle katı yağların aşırı tüketimiyle, vücuttaki testosteron miktarı yükselir. Bu da prostat kanseri büyümesini hızlandırır.

Bazı meslek gruplarında da, bu konu açısından iş tehlikeleri bulunmaktadır. Örneğin, kaynakçılar, pil üretiminde, ve lastik üretiminde çalışanlar, ve kadmiyum metali içeren işlerde çalışanlar, yine prostat kanserine daha çok açık durumdadırlar.

Kişinin günlük hayattaki hareketsiz yaşam tarzı da prostat kanserine davetiye çıkarmaktadır.

Aspirin, finasteroid, kolesterol düşüren ilaçlar ve trigliserid düşüren ilaçlar, kullanan kişilerde risk azaltıcı olarak etki yapabilir. Ancak, kesinlikle bilinmesi gerekir ki, diğer hastalık durumlarında olduğu üzere, hekime danışılmadan, herhangi bir kişinin kendi başına bu amaçla bu ilaçları kullanması düşünülemez… Domates sosu, brokoli, karnabahar ve lahana gibi bazı sebzelerin tüketilmesi ise, riskin azaltılmasına olumlu katkı yapabilir.

Prostat Kanserinin Belirtileri

İlk evrelerde, prostat kanserinin hiç bir belirtisi olmayabilir. Hastalık ilerleme gösterdiğinde idrar kanalında tıkama etkileri, iyi huylu prostat büyümesine benzer şekillerde kendini gösterir:

  • Özellikle geceleri olmak üzere sık idrara çıkma,
  • İdrar yapmaya başlanmasında veya durdurulmasında zorluklar,
  • Güçsüz veya kesintili idrar akışı,
  • İdrara çıkarken veya boşalma sırasında ağrı veya yanma hissi.

Prostat Büyümesi mi Yoksa Prostat Kanseri mi?

Erkekler yaşlandıkça prostat büyüyebilir, böylece bazen mesane veya üretra (idrar kanalı) üzerine basınç suretiyle, prostat kanserine benzer belirtilere neden olabilir. Bu  rahatsızlığa, benign (İyi huylu) prostat hiperplazisi (BPH) denir. Benzer belirtilere neden olabilen diğer bir sorun  ise prostatit (prostat iltihabı) tir. Prostatit kanser değildir, ilaç uygulamaları ile tedavi edilebilir.

Kontrol Edemeyeceğiniz Risk Faktörleri

Hastanın Yaşı: 50’li yaşlar sonrasında ve özellikle 70 li yaşlar sonrasında prostat kanseri gelişimi hızla artar.

Aile öyküsü: Erkekte prostat kanseri riskini artırır. Babasında yada erkek kardeşinde prostat kanseri olan erkeklerde risk 2-4 kat artar.

Irk: Afrikalı-Amerikalılar yüksek risk grubu altındadır ve dünyada prostat kanserinin en sık rastlandığı popülasyonu oluştururlar.

Kontrol Edebileceğiniz Risk Faktörleri

Diyetin, prostat kanseri gelişiminde bir rol oynadığı bilinmektedir. Et ve yüksek yağlı süt ürünleri tüketen ülkelerde daha yaygındır. Bu ilişkinin nedeni belirsizdir. Diyette yer alan yağ, özellikle kırmızı etten  gelen hayvansal yağ, erkeklik hormonu düzeylerini artırabilir. Bu da  kanserli prostat hücrelerinin büyümesini uyarabilir. Meyve ve sebzelerden yana çok düşük bir diyet de bir rol oynayabilir. Beyaz un, beyaz pirinç, çok yağlı kırmızı etler, salam ve sosis gibi işlem görmüş et ürünleri, diyette kaçınılması gereken besin türleri arasında sayılabilir. Ağırlıklı olarak, tam buğdaylı ürünler, bol yeşil ve renkli sebze türleri ile mevsimine göre çeşitli meyvelerin tüketilmesi önerilir. Ispanak, brokoli, domates, narenciye türü meyveler bunlara örnek olarak gösterilebilir.

Prostat Kanseri Hakkında Bazı Söylentiler

Burada prostat kanserine neden olduğu kesin olmayan bazı şeyler şunlardır:

  • Çok fazla seks, vazektomi, ve mastürbasyon. Bunların hiçbiri ispat edilmemiştir.
  • Kişide BPH (iyi huylu prostat büyümesi) varlığı, prostat kanserine yakalanma riskininin daha fazla olduğu anlamına gelmez.
  • Alkol kullanımı, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, ya da prostatitin prostat kanseri gelişiminde rol oynayıp, oynamadığını halen araştırılmaktadır.

Prostat Kanseri Erken Teşhis Edilebilir mi?

Prostat kanserinin erken tanısı için  bazı tarama testleri kullanılabilir. Ancak testler, kimi zaman tedavi edilmesi gerekli olmayan yavaş gelişen kanserleri de tesbit edilebilir. Gereksiz uygulanan tedavilerde ciddi yan etkiler oluşabilir. Testler, doktor önerisiyle 40 yaşından sonra yapılmalıdır. Özellikle risk grubuna giren erkeklerde testler önem taşır. (Yaş durumu ve aile özgeçmişi gibi…)

Tarama: Rektal Muayene ve PSA Tayini

Prostat parmakla rektal muayene (rektal tuşe) denilen yöntemle muayene edilir. Doktorunuzun yönlendirmesiyle, bir kan testi olan prostat spesifik antijen (PSA), testi yapılır. Bu test, prostat hücreleri tarafından üretilen bir proteinin ölçülmesi için yapılır. Testte çıkan bir yüksek değer, kanser olasılığı gösterebilir. Ancak her PSA yüksekliği prostat kanseri anlamına gelmez. Aksine durumda da, test sonucunda normal PSA değeri çıkmasına rağmen, prostat kanseri varlığı da mümkündür.

Prostat Kanseri İçin Biyopsi

Fiziki muayene veya PSA testi yapılmasından sonra, kanser şüphesi oluşursa, doktorunuz biyopsi önerebilir. Biyopside elde edilen doku örnekleri bir mikroskop altında incelenir. Biyopsi, kanser tespiti ve kanserin de agresif yapıda olup olmadığını tahmin etmek için en iyi yoldur.

Prostat Kanserinin Görüntülenmesi

Prostat kanseri tespit edilen hastalarda, kanserin prostat dışına yayılmış olup olmadığını görmek için ek testler gerekebilir. Bunlar ultrason, kemik sintigrafisi, CT taraması, veya MRI taraması olabilir. Böylelikle kanserin, kemiklere ve çevre dokulara yayılma durumu tetkik edilmiş olur.

Kanserin Yayılımı ve Tedavisi

Prostat kanserinin yayılması aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

  • Evre I: Kanser, küçük ve hala prostat içindedir.
  • Evre II: Kanser daha gelişmiş, ama hala prostatla sınırlı.
  • Evre III: Kanser, prostat dışına ve seminal veziküle yayılmış.
  • Evre IV: Kanser, prostat dışında, lenf düğümlerine, rektum ve mesane gibi yakındaki organlara veya dokulara, kemikler ya da akciğer gibi uzak organlara yayılım göstermiş.

Prostat kanserinin, evrelerine göre hastalara: Ameliyat, radyoterapi, hormonoterapi, kemoterapi gibi yöntemlerle tedavi uygulanır.

Tedavinin başarısı için erken teşhis ve düzenli takip kritik önem taşır.