Prostat Biyopsisi

prostat-biyopsisiProstat biyopsisi, prostatta kanser dokusunun varlığından şüphelenildiğinde prostattan doku örneği almak için yapılan işlemdir.
Prostat küçük kestane büyüklüğünde bir organdır. Sperm beslenmesini ve yumurtaya transferini kolaylaştıran sıvı üretimini sağlar. Prostat biyopsisi sırasında doku almaya yarayan özel bir iğne (tru-cut iğnesi) prostat dokusu içerisine sokularak doku parçaları elde edilir.
Prostat biyopsisi üroloji ya da radyoloji doktorları tarafından yapılabilir. Hastalardan genellikle 2 nedenden prostat biyopsisi istenir.

1. neden prostat hastalığı araştırmaları sırasında PSA testinin yüksek bulunmasıdır.

2. neden ise prostat muayenesi sırasında parmakla rektal muayenede prostat üzerinde tümör şüpheli dokuların tespit edilmesidir. Prostat biyopsisi sırasında çıkartılan doku örnekleri patoloji bölümü tarafından mikroskop altında incelenir ve prostat dokusunun arasında kanser hücrelerinin olup olmadığı belirlenir. Kanser hücresi tespit edilirse mevcut tümörün saldırganlık derecesi ve biyopsi materyalindeki büyüklüğü belirlenerek seçilecek tedaviye yardımcı olunması amaçlanır.

Prostat biyopsisi neden yapılır?

Prostat biyopsisi, prostatta kanser olup olmadığını anlamak için yapılır. Genellikle aşağıdaki durumların varlığında hastalardan prostat biyopsisi istenir.

  1. PSA değerleri hastanın yaşı ile normal değerlerin üzerinde ise
  2. Parmak ile yapılan rektal muayenede prostatın üzerinde anormal dokular tespit edilirse
  3. Daha önceden biyopsi yapılmış ve tümör çıkmamış vakalarda PSA seviyeleri yükselmeye devam ediyorsa
  4. Daha önce yapılmış prostat biyopsilerinde tümörleşme ihtimali olan dokular tespit edilmişse

Prostat biyopsisinin riskleri nelerdir?

Prostatit biyopsisi sonrası 4 önemli komplikasyon görülebilmektedir.

Bunlardan 1. si ve en önemlisi enfeksiyondur. Enfeksiyon, prostat biyopsilerinden sonra görülen en önemli komplikasyondur. Bu enfeksiyonun önüne geçilmek için biyopsi öncesinde antibiyotik kullanılmaktadır. Bizim kliniğimizde sadece antibiyotik kullanımı ile enfeksiyonun yeterince önlenemediği düşünüldüğünden prostat biyopsisi işlemi hasta, hastanede yatırılarak yapılmaktadır. Prostat biyopsisi rektumdan yapılan bir işlem olduğundan işlem öncesinde rektal temizlik önemlidir. Rektal temizliğin sağlanması lavman yapmak sayesinde olmaktadır. Birçok klinikte hasta ayaktan başvurur, lavmanı evde kendisi yapar ve biyopsi sonrasında ayaktan taburcu edilir. Bizim uygulamamızda hasta işlemden 3 saat önce yatırılır, koruyucu antibiyotik damardan verilir hastaya hemşirelerin gözetiminde lavman uygulanır. İşlemi uygulayacak olan doktor rektal muayene yaparak rektumun tamamen temizlendiğini kontrol eder işlem sonrasında hasta tekrar gözleme alınır herhangi bir komplikasyon gelişmediği görülene kadar bekletilir. Bu uygulamalar sayesinde prostat biyopsisinin en önemli komplikasyonu olan enfeksiyon kliniğimizde hemen hemen hiç görülmemektedir.

Biyopsi alımında kanama meydana gelmesi

Prostat biyopsisi rektum duvarını geçerek prostata ulaşan iğneler vasıtası ile yapıldığından biyopsi sonrasında rektumdan kanama görülmesi sık rastlanan bir durumdur. Genellikle müdahale gerektirmez, kısa sürede kendiliğinden azalarak kesilir. Biyopsi öncesinde kullanılan kan sulandırıcı ilaçlar var ise bunlara rektal kanama durana kadar başlanmamalıdır.

Meni sıvısında kan görülmesi
Prostat biyopsisi sonrasında meni sıvısında kırmızı renkte ya da pas renginde kanamalar görülmesi sık rastlanan bir durumdur. Genellikle ek bir önlem almaya gerek kalmadan kendiliğinden kaybolur. Menideki kanın tamamen kaybolması birkaç hafta zaman alabilir.

İdrar yapmada zorluk
Prostat biyopsisi yapılan hastalarda işlem sonrası idrar yaparken zorluk olabilir. Özellikle prostat hacmi büyük ve mesane fonksiyonlarında bozukluk olan hastalar işleme bağlı meydana gelen ödem nedeniyle bu durumla karşı karşıya kalabilmektedir. Nadir olarak biyopsi sonrasında sonda takılarak hastanın rahatlatılması sağlanabilir.

Prostat biyopsisine nasıl hazırlanılır?

Her kliniğin kendine göre değişen bir prostat biyopisisi hazırlık protokolü vardır. Bizim kliniğimizde uygulanan prosedür şöyledir:

  1. Kan sulandırıcı ilaçların kullanımı işlemden 1 hafta önce kesilir. Bu ilaçlar coumadin, aspirin, coraspin, plavix, kan sulandırıcı bitkiseller, ibuprofen gibi ilaçlardır.
  2. İşlemden 1 gün önce antibiyotik kullanmaya başlanılır. İşlemden 1 gün önce sabah tok karnına, yine işlem günü sabah tok karnına doktorunuz tarafından uygun görülen antibiyotikten alınarak enfeksiyon için profilaksi uygulanmış olur.
  3. İşlemden 3 saat önce hastaneye başvurulur. Hastanede yatış yapılır ve yatış esnasında gerekli lavman, damardan antibiyotik uygulaması yapılır.

Prostat biyopsisi nasıl yapılır?

Prostat biyopsisi 3 şekilde yapılabilir. En sık uygulanan yöntem, transrektal ultrasonografi probu ile rektuma bir ultrason probu koymak bu ultrason probunun içerisinden ilerletilen bir biyopsi iğnesi vasıtasıyla rektum duvarı geçilerek prostattan doku çıkartmaya yarayan tru-cut biyopsi iğnesi adı verilen özel biyopsi tabancaları ile prostat dokusundan örnek alınması yöntemidir. 2. yöntem penisten idrar kanalı vasıtasıyla prostata içten ulaşmak ve prostat dokularının TUR yöntemi adı verilen endoskopik aletlerle kesilmesi ve böylece prostatın iç kısmından örneklerin alınmasının mümkün olduğu yöntemdir.

  1. Ultrason probu koymak bu ultrason probunun içerisinden ilerletilen bir biyopsi iğnesi vasıtasıyla rektum duvarı geçilerek prostattan doku çıkartmaya yarayan tru-cut biyopsi iğnesi adı verilen özel biyopsi tabancaları ile prostat dokusundan örnek alınması yöntemidir.
  2. yöntem penisten idrar kanalı vasıtasıyla prostata içten ulaşmak ve prostat dokularının TUR yöntemi adı verilen endoskopik aletlerle kesilmesi ve böylece prostatın iç kısmından örneklerin alınmasının mümkün olduğu yöntemdir.
  3. yöntem perineden biyopsi alınması anüs ile skrotum adı verilen testislerin yer aldığı torba arasındaki deriden prostata geçilen iğneler vasıtasıyla biyopsi alınması yöntemidir.

Biz kliniğimizde en sık transrektal yol ile biyopsi almayı uygulamaktayız. Bu yolla yeterli doku elde edilemeyen kişilerde hâlen kanser şüphesi devam ediyorsa TUR yöntemi prostat dokularının örneklenmesi uygulanmaktadır.

Prostat Biyopsisi Anestezi altında mı yapılmalı?

Kliniğimizde prostat biyopsileri genel anestezi altında yapılmaktadır. Bu yöntem sayesinde hastaların prostat biyopsi sürecinde yaşadıkları korku ve endişeler en alt seviyeye indirilmiştir. Yine bu sayede alınan parça sayısı istenildiği düzeyde arttırabilmiş ve kanser tanısı için önemli bir engel ortadan kaldırılmıştır. Prostat biyopsi uygulamamızı neden anestezi altında yapma gereği duyduğumuzu açıklamaya çalışacağız.

Prostat kanseri tanısı için günümüzde kesin tanı aracı prostat biyopsisidir. Çeşitli formları tanımlanmış olmasına rağmen, TRUS (transrektal ultrasonografi) rehberliğinde prostat dokusundan parça alınması en sık uygulanan yöntemdir. Biyopsi kolay ve hızlı uygulanabilir bir yöntem olmasına karşın hastalar üzerinde endişe verici olarak tanımlanan etkiler meydana getirebilmektedir. Biyopsi sırasında oluşabilecek ağrıyı engelleme konusunda yıllar içerisinde çok önemli ilerlemeler olmuş olsa da biyopsi öncesinde ve işlem sırasında hastaların yaşadığı endişe ve sıkıntı bir türlü aşılamamaktadır.
Bu problemi aşmak ve en uygun ağrı kesici yöntemi bulmak amacıyla literatürde sayısız çalışmalar yayınlanmaktadır.

Çok kısa zaman önce ülkemizde yapılan bir çalışmada prostat biyopsisi sırasında ağrının duyulamaması için uygulanmakta olan çeşitli yöntemler ile iliohipogastrik sinir adı verilen karın bölgesinden geçen bir sinir etrafına yapılan lokal anestezi yöntemi karşılaştırılmıştır. Bu ve benzeri bir çok çalışma halen biyopsi uygulaması sırasında uygulanması gereken anestezi tekniğininde tam olarak fikir birliğine varılamadığını göstermektedir.

Çalışmanın sonunda hiçbir anestezi uygulamasının bir diğerine üstün olmadığı bulunmuştur. Bu çalışma ve diğer birçoklarının sonuçları incelendiğinde prostat biyopsisi sırasında hastalarda oluşan huzursuzluğa karşı devam eden bir arayışın olduğu görülmektedir.

Prostat biyopsisi invazif bir işlemdir. Mutlaka anestezi gerektirir. Transrektal probun makattan ilerletilmesi sırasında lokal anestezik içeren bir krem uygulanır. Bu işlem sayesinde ultrason probunun anüse girişi çoğu zaman daha kolay olmaktadır.

Biyopsinin bu ilk basamağı geçildikten sonra ikinci basamak biyopsi iğnesinin rektum ön duvarını delerek prostat kapsülüne geçmesi ve bu sırada prostat kapsülünü de delerek prostat içerisine ilerlemesi sırasında oluşan ağrıyı önlemeye çalışılmaktadır. Bu amaçla da lokal anestezi maddeleri prostat etrafına enjekte edilmektedir.  

Biyopsinin bu iki aşamasında farklı şekillerde ağrılar oluşmaktadır. Birinci aşama (ultrason probunun rektuma girişi) özellikle ülkemiz gibi hemoroid, anal fissür, v.b anüse bağlı hastalıkların sık görüldüğü yerlerde çok ağrılı hatta bazen uygulanması imkansız olmaktadır. Makattan ultrason probu ilerlerken hastanın derin nefes alıp verme egzersizleri ile gevşetilmesi ve yeterli lokal anestezi ilacının bölgeye sürülmesi gerekir. Nadir de olsa bazen bu aşamada biyopsi işlemi hastanın fazla ağrı çekmesi nedeniyle iptal edilmek zorunda kalınmaktadır.

İşlemin ikinci aşamasında prostat kapsülü etrafına lokal anestezi yapılır. Ağrı kesmedeki başarısı birinci basamağa oranla daha yüksektir. Biyopsi iğnesinin batmasına bağlı ağrı çoğu zaman hiç hissedilmez. Ancak otomatik biyopsi tabancası ateşlendiğinde ortaya çıkan ses ve sarsıntı hissi hastalar üzerinde tahminlerin çok daha üzerinde rahatsız edici etki yapabilmektedir. Yine nadir olarak  prostat etrafına yapılan lokal aneztezi maddesine bağlı ağrı yada allerjik reaksiyon görülebilir.

Bu sorunlardan yola çıkarak yaptığımız değerlendirme sonucunda hastalarımıza prostat biyopsisini genel anestezi altında yapmayı öneriyoruz. Burada kastedilen genel anestezi; Sedoanaljezi adı verilen, hastanın uyku haline getirildiği, ağrı duymasının anestezi sayesinde engellendiği bir durumdur. Klasik genel anestezi gibi entübasyon ve kas gevşitici uygulama gerektirmemektedir. ; Sedoanaljezi adı verilen, hastanın uyku haline getirildiği, ağrı duymasının anestezi sayesinde engellendiği bir durumdur. Klasik genel anestezi gibi entübasyon ve kas gevşitici uygulama gerektirmemektedir. Yapılan işlemin vücudun anatomisini değiştiren yada büyük bir kesiye ihtiyaç duyan bir prosedür olmamasından dolayı düşük doz sedasyon benzeri anestezi uygulaması işlemin konforlu bir şekilde yaplabilmesi için yeterli olmaktadır.

Hasta hiç bir ağrı, sarsıntı, makatta rahatsızlık hissi duymadan uyur uyanır ve işlem bitmiş olur. İşlem öncesinde 5-6 saatlik açlık ve susuzluk istenmesine rağmen işlem sonrası çok kısa sürede normal yeme içme ve hareket etme mümkün hale gelmektedir.

Anestezi altında yapılan biyopsinin en önemli avantajlarında bir tanesi hastanın rahatsızlık duygusu olmadığından işlem sıraında istenen sayıda biyopsi örneği alınabilmesidir.  Anestezinin konforu sayesinde prostattan 1 cm aralıklarla randomize biyopsiler olnakalı hale gelmekte ve gereği halinde 18-20-22 adet örnekler alınabilmektedir. Böylece tanıda doğruluk oranında hasta lehine artış göstermekte olacaktır.

Prostat biyopsisi sırasında yaşananlar

Prostat biyopsisi hasta litotomi (kadın doğum muayene) pozisyonunda ya da hasta sol yan tarafı üzerine cenin pozisyonunda yatırılarak yapılır. İşlem sırasında ağrı hissini minimalize etmek için ağrı kesici jeller ya da krem rektum bölgesine uygulanır. transrektal ultrasonografi probu dikkatli bir şekilde anüsten geçilerek rektuma ilerletilir. Transrektal ultrasonografi probu kadınlarda genital organların incelenmesine olanak veren vajinal ultrason probunun aynısıdır. Bir parmak kalınlığındaki bu prob rahatlıkla rektum içerisine geçirilmekte ve burada prostat dokusuna teması sağlanmaktadır. Bu yakın temas sayesinde prostat dokusu detaylı olarak incelenir. İşlemin hemen başında prostat dokusundan ağrı hislerini taşıyan sinirler tespit edilir. Ultrason probu içerisinden geçirilen uzun ince iğneler vasıtasıyla prostat etrafına anestezi maddesi enjekte edilir ve işlemin tamamen ağrısız olması sağlanır. Anestezinin etkileme süresi beklenirken prostat dokusu incelenir.

Ultrasonografik olarak kanser şüpheli alan olup olmadığı kontrol edilir. Bu inceleme sırasında prostatın büyüklüğü tespit edilerek kaç adet biyopsi alıcanağına karar verilir. Prostattan doku almak için uygulanan tru-cut iğneler bu tip biyopsi alımları için özel dizayn edilmiş enstrümanlardır. Bir ateşleme mekanizmasına sahiptir. Tetik çekildiğinde iğnenin önce ilk parçası giderek prostat dokusunun içerisine girer. Saniyenin 10 da biri kadar kısa bir sürede ikinci parça kapanarak iki parça arasında 1 milim kalınlığında, 2 cm uzunluğunda bir dokunun kesilmesini sağlar. Bu işlem prostat dokusu genellikle 16 eşit parçaya ayrılarak tüm parçalardan örnek alınacak şekilde uygulanır. Prostat dokusunun büyüklüğüne göre parça sayısı arttırılabilir ya da azaltılabilir. Random biyopsi adını verdiğimiz bu işlemde tüm prostat örneklemesi dışında şüpheli bir doku görülürse bu bölgelerden de ayrıca biyopsi alınır. İşlem 10-15 dk. arasında sürer ve hasta kesinlikle ağrı duymaz.

İşlem sonrası yaşanacaklar

Prostat biyopsisi sonrası bizim klinik uygulamamızda hasta hemen evine taburcu edilmez. Yataklı serviste dinlendirilir ve hastanın yiyip içmesi, rahat bir şekilde idrar yapması beklenir. İdrar yapamayan hastalara geçici olarak sonda uygulaması yapılabilir. Enfeksiyon profilaksisi için başlanılan antibiyotik 1 hafta boyunca kullanılmaya devam edilir. Biyopsi sonrasında hastanın makat bölgesinden kan gelmesi yine bu bölgede hafif derecede ağrı ve dolgunluk hissetmesi, idrarından kan gelmesi, menisinde kan görülmesi normal kabul edilir. Hastaya bu durumdan endişelenmemesi öğütlenir.

Prostat biyopsisi sonrası hastaya idrarda aşırı miktarda kanama olması durumunda devamlı şekilde artan ağrısı olması, makat bölgesinde şişlik, idrar yapma güçlüğü olması durumunda doktora başvurması önerilir. Prostat biyopsisi sonrasında en çok korkulan komplikasyon enfeksiyondur. Biyopsi sırasında rektumdaki mikroorganizmalar, kana karışarak sepsis adını verdiğimiz duruma neden olabilir. Özellikle idrar yapma güçlüğü olan hastalarda bu durum önemlidir. Hastaya; ilk 48 saat boyunca 38 dereceyi geçen ateş olması, idrar yapmada güçlüğü olması durumunda, idrar yapma dışında penisten iltihap akıntısı görülmesi durumunda doktora başvurması önerilir.

Prostat biyopsisi sonuçları

Prostat biyopsisi sırasında alınan parçalar patolojik inceleme için patoloji bölümüne gönderilir. Patolojik inceleme genelde 5 ila 7 gün arasında sürmektedir. Patolog, alınan dokuların kanser dokusu içerip içermediğini eğer kanser tespit edilmişse bu kanserin saldırganlık derecesini belirtir. Patoloji tarafından bize iletilen rapor hastaya tarafımızdan açıklanır. Genellikle prostat biyopsisi patoloji sonuçlarının yüzde 30 kadarında kanser tespit edilmekte yüzde 70’inde ise prostat enfeksiyonu içeren doku örnekleri rapor edilmektedir. Yani prostat kanseri şüphesi ile biyopsisi alınan insanların biyopsi sonucunda prostat kanseri görülme olasılığı yüzde 30’dur. Patolojik incelemede kanser çıkan dokularda tümörün saldırganlık derecesine göre hastanın genel durumu değerlendirilerek tedavinin ne olacağına karar verilir.

Prostat kanseri teşhis edilen hastaların çoğunluğu tam olarak tedavi edilebilecek aşamadadır. Biyopsi sonrası hastanın genel durumuna göre tedavi seçeneği doktor tarafından anlatılarak ortak bir karar alınır.